UA-109322840-1
$ DOLAR → Alış: 7,55 / Satış: 7,58
€ EURO → Alış: 8,80 / Satış: 8,83

Erdoğan: Bunların maksadı kültürel mirası savunmak değil

Erdoğan: Bunların maksadı kültürel mirası savunmak değil
  • 14.07.2020
  • 117 kez okundu

Ayasofya’nın statüsünün cami olarak değiştirilmesiyle ilgili tartışmalar hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayasofya tartışmasını kültürel değer parantezine hapsetmeye çalışanların Osmanlı’nın Balkanlar ve Doğu Avrupa’daki mirası yok edilirken tek sözleri duyulmamıştır. Demek ki bunların maksadı kültürel mirası savunmak değil kalplerini ve zihinlerini sarmış olan Türk ve İslam düşmanlığına kılıf bulmaktır. Hiç kimse merak etmesin Ayasofya’yı yeniden vakfiyesine uygun hale getirirken kültürel miras vasfını da ecdadın yaptığı gibi koruyacağız” dedi.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıda korona virüsü (Covid-19) salgınıyla ilgili gelişmeleri ele aldıklarını aktardı.

Tedbirlere uyulması çağrısı yapan Erdoğan, “Geldiğimiz noktada baş harflerinden ilhamla tamam diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafe ilkelerine uymanın ötesinde alınabilecek bir tedbir yoktur. Vaka ve ölüm sayılarının yeniden aşağı yönlü bir eğilime girmiş olması sevindiricidir. Biraz daha gayret ve fedakarlıkla bu sayıları sıfıra yaklaştırmalıyız” dedi.

Ekonomi alanında destek paketleri çıkardıklarını söyleyen Erdoğan, “Halen süren kimi kısıtlamaları bu çerçevede bir müddet daha ödememiz gereken bedeller olarak görmeliyiz. Salgının seyrine bunları da en kısa sürede yeniden değerlendireceğiz” diye konuştu.

“Suriye’de, Kuzey Irak’ta ve Libya’da kendimizin ve dostlarımızın güvenliği için ortaya koyduğumuz iradenin salgın döneminde kesintisiz şekilde sürmesini sağladık” diyen Erdoğan, “Dünyada ve bölgede dengelerin değişmesini sağlayacak derecede netice aldığımız bu faaliyetlerimizi hedeflerimize ulaşana kadar sürdüreceğiz. Herkesi Türkiye’nin hak, hukuk, adalet ve meşruiyet temelinde uzattığı barış ve işbirliği şeklinde uzattığı eline destek vermeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ayasofya’nın müze statüsünden cami statüsüne dönüştürülmesine de değinen Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

KİLİSEDEN DEĞİL MÜZEDEN CAMİYE ÇEVRİLDİ: Müzeden camiye döndürülerek vakfiyesindeki amaca uygun şekilde hizmet vermeye başlayacak olması hepimizi sevindirmiştir. Burada bir kez daha Ayasofya’nın kiliseden değil müzeden camiye dönüştürüldüğünün altını çizmek istiyorum. Bu kutsal mabedi 1453 yılında harap bir halde teslim alıp, camiye dönüştüren Fatih Sultan Mehmet Han ve ardından gelen padişahlardır. Yapılan tadilatlarla Ayasofya geliştirilmiş, büyütülmüş, güzelleştirilmiştir.

FETİHTEN UTANMAK HİÇ KİMSENİN HİSSİYATI OLAMAZ: Bir ana kubbe olarak teslim alınan Ayasofya külliye, minare, şadırvan, imaret, hamam, sıbyan mektebi, sebil, türbe, muvakkithane, hünkar mahfili ve nice eklemeleriyle tam anlamıyla bize ait bir eser haline dönüştürülmüştür. Tam 5 asırdır süren bu sahiplenişi yok sayarak burayı fetihten önceki haliyle tasavvur etmekte ısrar etmenin ardında gaflet yoksa başka şeyler aramak gerekir. Gerçi daha yakın tarihte yaşanan sokak eylemlerinde ‘zulüm 1453’de başladı’ diye yazıldığını da unutmadık. İstanbul’un fethinden utanmak sadece kendini Türk ve Müslüman olarak görenlerin değil bu topraklarda yaşayan hiç kimsenin hissiyatı olamaz. Fethin sorgulanışının bir adım gerisi Söğüt, onun bir adım gerisi Malazgirt ve İznik’tir.

SEMBOLLERİMİZİ YIPRATARAK KENDİLERİNE YOL ARIYORLAR: Bu milletin tarihine, kültürüne doğrudan saldırmaya cesareti olmayanlar sembollerimizi yıpratarak çalışanlar sinsice kendilerine yol bulmaya çalışıyorlar. Hamdolsun bugüne kadar aradıkları yolların hepsi de milletimizin irfanına çarpıp yerle yeksan oldu. Ayasofya tartışmasını kültürel değer parantezine hapsetmeye çalışanların Osmanlı’nın Balkanlar ve Doğu Avrupa’da bıraktığı göz alıcı mirasın hoyratça yok edilişleri karşısında ettikleri tek söz duyulmamıştır. Bu kesimlerin Endülüs’ten Kırım’a kadar medeniyetimizin zirvesini teşkil eden eserlerin yıkılışları ya da yağmalanışına herhangi bir serzenişi vaki değildir. Demek ki bunların maksadı kültürel mirası savunmak değil kalplerini ve zihinlerini sarmış olan Türk ve İslam düşmanlığına kılıf bulmaktır.

MABETLERE DÜŞMANLIĞIMIZ YOK: Hiç kimse merak etmesin Ayasofya’yı yeniden vakfiyesine uygun hale getirirken kültürel miras vasfını da ecdadın yaptığı gibi koruyacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hangi inançtan olursa olsun tüm vatandaşlarının ibadethane ihtiyaçlarını karşılama konusunda tüm ülkelerden daha ileri bir seviyededir. Ülkemizin genelinde 435 kilise var. Bunların bir kısmını devletimizin cebinden ihya ettik, restore ettik. En son Süryanilere ait Bakırköy’deki bir arsanın bizzat temelini ben gittim attım. Öbür tarafta Balat’ta yine aynı şekilde “Demir Kilise” diye anılan ve Ortodoks kilisesinin de açılışını, Bulgaristan Başbakanı ve çeşitli dinlere mensup, patrik, papazla birlikte bizzat açılışını yaptım. Bizim asla farklı dinin mensuplarına, mabetlerine karşı düşmanlığımız, hasımlığımız yok.

BİR YANLIŞI DÜZELTİYORUZ, OLAY BU KADAR BASİT: Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, İstanbul’daki 600’e yaklaşan hakimiyetimizi bırakmak niyetinde değiliz. Ayasofya başta olmak üzere milletimizin varlığı, birliği, özgürlüğü ve hakları ile ilgili konularda kararımızı kendimiz veririz. Ayasofya’yı yanlış bir kararla olsa müzeye biz çevirmiştik, yine biz camiye döndürüyoruz, sorumluluğumuzu yerine getirmenin huzuru içindeyiz. 1934’de kimler müzeye çevirdi? Şimdi de biz aslına rücu ettiriyoruz. Bir yanlışı biz düzeltiyoruz. Olay bu kadar basit.

SIRF TÜRKİYE DESTEKLİYOR DİYE MEŞRU HÜKÜMETİ YIPRATMAYA ÇALIŞIYORLAR: Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bize yönelik tarihi husumetleri ne derece sabırla karşılarsak karşılayalım, sürekli çifte standarda maruz kalmaktan kurtulamadık. Avrupa Birliği (AB) tam üyelik sürecimiz bunun en bariz örneklerinden biridir. Salgın sonrası yaşanan normalleşme sürecinde yine benzer tavırlarla karşı karşıyayız. Türkiye’yi dışarıda bırakanların ilmi kurallarla değil zihinlerindeki saplantılarla hareket ettikleri ortadadır. Ülkemizin müdahil olduğu her konuda benzer yaklaşımlar görüyoruz. Suriye’de, Libya’da, diğer pek çok yerde bunu görüyoruz. Ülkemiz üzeriden Suriye’deki milyonlarca mazlum ve mağdur yardım ulaştırılmasıyla ilgili programlar sırf halkın Türkiye’ye muhabbetini kırmak için engellenmiştir. Libya’da BM tarafından muhatap kabul edilen meşru hükümet sırf Türkiye destekliyor diye yıpratılmaya çalışılmaktadır.

 

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ