UA-109322840-1
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,96 / Satış: 8,99

Kemal Kılıçdaroğlu: En kötü yönetilen dördüncü ülkeyiz

Kemal Kılıçdaroğlu: En kötü yönetilen dördüncü ülkeyiz
  • 07.12.2020
  • 559 kez okundu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bütçe görüşmelerinde konuştu. 2021 yılı bütçesini “faiz bütçesi”, “haramzadelere hizmet bütçesi” olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu bu soygun düzenine son vereceklerini söyledi, “Beşli çetenin bizim torunlarımızı dahi sömürecek olan bütün bu yatırımlarını kamulaştıracağız ve alacağız” dedi. Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Adalete olan güven sarsılmış vaziyette” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda 2021 yılı bütçe görüşmeleri başladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmelerde 1 saati geçen bir konuşma yaptı.

Sözleri sık sık AK Parti milletvekillerince kesilen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle oldu:

HANGİ GEREKÇEYLE VATANDAŞLARI TOPLAYIP KAFALARINA ÇAY ATTINIZ: Saygın bir devlet vatandaşına yalan söylemez. Türk Tabipleri Birliği’ni neredeyse linç edecektiniz. Ne oldu? Kim doğruyu söyledi? Türk Tabipleri Birliği. Hangi noktaya geldik? Salgını önlemek için önlem alması gereken siyaset kurumu, hastayı iyileştirmesi için çalışan da sağlık kurumu. Sağlık kurumu üstüne düşeni yaptı; siyaset kurumu, serbest bıraktı. Neden önlem almadınız? Hangi gerekçeyle önlem almadınız? Hangi gerekçeyle mitingler düzenlediniz? Hangi gerekçeyle vatandaşları toplayıp kafalarına çay attınız? Hangi gerekçeyle salgın bu kadar bu boyutlara ulaştı ve hangi haklı gerekçeyle Avrupa’da birinci olduk? Doktorların, sağlık çalışanlarının başarısını kendinize mal etmeyin.

COVID İLE DEĞİL CHP’Lİ BELEDİYELERLE MÜCADELE ETTİNİZ: Siz Covid’le mücadele edeceğinize bizim Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle mücadele etmeye başladınız. Ya akıl alacak şey değil, emin olun akıl alacak şey değil. Kaldı ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sadece CHP’lilere yardım yapsa ben de kızarım, sizin de kızma hakkınız var. Herkese eşit, söyledik, “Herkese eşit davranacaksınız.” bunu söyledik. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yardım kampanyası açtılar, banka hesaplarına el koydunuz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır devam ettiği aşevi hesabı var, ya o hesapta biriken paralara bile el koydunuz. Bir Allah’ın kulu, vicdan sahibi bir Allah’ın kulu çıkıp da “Ya, bu yanlıştır” demedi mi? Niye demediniz, niye söylemiyorsun? Ya, bu insanlığa aykırı bir şeydir.

BU BÜTÇE HARAMZADELERE HİZMET BÜTÇESİDİR: Bu bütçe işçiye ne getiriyor, çiftçiye ne getiriyor? Emekliye ne getiriyor? Bu bütçe faiz bütçesidir, bu bütçe açık ve net söylüyorum haramzadelerin bütçesidir, haramzadelere hizmet edenlerin bütçesidir. Bakın, bir daha söylüyorum, inanarak söylüyorum inanarak, bu bütçe haramzadelere hizmet bütçesidir.

KANARYALAR NE KADAR YAŞAR ÖNERGESİ VERİN: Merkez Bankası’nda başkanlık yapan saygıdeğer bir milletvekilimizin ifadesi: “Otuz beş yıl Merkez Bankası’nda çalıştım, eksi bir rezervle hiç karşılaşmadım.” Eksi 47 milyar dolara bu düzen nasıl geldi arkadaşlar? Kim getirdi? Kim bu ülkeyi yönetiyor? 1 lira değil, 5 lira değil, 100 lira değil, eksi 47 milyar dolar yani bizim çocuklarımızın ve torunlarımızın ödeyeceği bir para. 128 milyar doları araştıralım, araştırmayın. 47 milyar dolar eksimiz var, araştırmayın. Neyi araştıracak millî iradenin tecelligâhı olan bu kurum? Neyi araştıracak? O zaman arkadaşlar, “Kanaryalar ne kadar yaşar?” diye bir önerge verin, belki arkadaşlar buna “evet” derler, biz de kanaryaları öğrenmiş oluruz, ne olduğunu.

YERLİ OLABİLİRSİNİZ AMA MİLLİLİĞİNİZ İLE İLGİLİ ENDİŞELERİM VAR: “Biz yerli ve millîyiz” diyorsunuz, güzel. Yerli olduğunuzdan hiçbir tereddüdüm yok ama millî olduğunuz konusunda endişelerim var. Şu anda Türkiye Cumhuriyetinin bankalarında mevduatın kaçı dolar üzerinden? Yüzde 56,3’ü. Bu nasıl millîlik? Vatandaş güvenmiyor. “Paramı, tasarrufumu, dolar olarak tutacağım” diyor. “Türk lirası erir” diyor. Türk lirasını kim itibarsızlaştırdı? Bu hâle kim getirdi? On sekiz yıldır bu ülkeyi yönetenler, Türk lirasını bu kadar, bu kadar, kötü bir pozisyonla karşı karşıya getirdiler mi?

İLK SEÇİMDE BU MİLLET TIPIŞ TIPIŞ SİZİ YOLCU EDECEK: Oy verdi bu millet, milletin burnundan getirdiniz. (Size niye oy vermedi?) Oyu geri alacak, meraklanmayın; verdiği oyu geri alacak, göreceksiniz. Allah’ın izniyle göreceksiniz, ilk seçimde bu milletin nasıl tıpış tıpış yolcu edeceğini göreceksiniz.

VARLIK FONU BORÇLARI, HİÇ VİCDANINIZDA SORGULADINIZ MI: İkinci bir bütçe oluşturdular: Türkiye Varlık Fonu. Yani Türkiye’nin varlıklarının bir kısmı orada ama sizin bilginiz var mı? Hayır. Siz denetliyor musunuz? Hayır. Millî iradenin tecelligâhı olan bu Meclis denetliyor mu? Hayır. Niçin? 177 milyarın denetlenmesi lazım. 2019’da Türkiye Varlık Fonu’nun kısa vadeli borçları ne oldu? 26 milyar liradan 951 milyar liraya çıktı. Hiç vicdanınızda sorguladınız mı ya? Nereye gidiyor bu para? Uzun vadeli borçlar 32 milyar liraydı, 271 milyar liraya çıktı. Hiç sorguladınız mı ya? Bu kadar fakir fukara var, pazar artıklarından beslenen aileler var, çöp konteynerlerinden beslenen aileler var; nereye gidiyor bu para, nereye gidiyor? Nereye gidiyor Allah aşkına, nereye gidiyor?

BÖYLE BALLI SATIŞ OLUR MU: Borsa İstanbul’un Yüzde 10’unu Katarlılara sattılar. Sorduk kaça sattınız diye, 200 milyon dolara… Niye 200 milyon dolara? Borsa İstanbul’un kârlılık oranı ne? Yüzde 52. Yüzde 52 kârlı yani on beş yirmi ay sonra çıkaracak parayı. Böyle ballı bir satış olur mu? Gene iyi satmış, 1 liraya da satabilirdi çünkü tek yetkili var ve İhale Kanunu’na tabi değil. Katar’ın Emiri -nesi oluyor, Katar’ın kralı mı oluyor- nasıl bedava uçak verdiyse o da Borsa İstanbul’un yüzde 10’unu bedava verebilirdi, hiçbir engel yok. Nasıl bir düzen oluşturduğunuzun farkında mısınız siz?

GAYRI MİLLİ BİR İTTİFAK VAR: (KOİ Projeleri) “Yerli ve millîyiz” diyordunuz değil mi? Gayri millî bir ittifak var. Bakın bir daha söylüyorum: Gayri millî bir ittifak var. Neden? Ya arkadaş, ihaleyi yapıyor musun? Evet. Yapan kim? Türkiye Cumhuriyeti devleti yani Türkiye Cumhuriyeti. İhaleyi alan kim? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Peki, ihalenin konusu nerede yapılıyor? Türkiye Cumhuriyeti devletinde yapılıyor. Niye Türk lirası değil de Amerikan doları, neden? Hadi farz edelim Amerikan dolarını kabul ettik; ihtilaf çıktı, Türk mahkemeleri değil, Londra mahkemeleri. Bu mudur Allah aşkına sizin yerliliğiniz? Sizin millîliğiniz bu mudur Allah aşkına ya? Bakınız, sadece dolar vermiyorsunuz, bu insanlara “beşli çete” diyoruz, bunlara sadece dolar vermiyorsunuz, bunlara aynı zamanda Türk lirası eridikçe kur farkı veriyorsunuz. 2014-2019, kaç lira kur farkı ödendi? Ben söylemeyeyim. Sayıştay raporu: 61 milyar 719 milyon 322 bin lira kur farkı ödendi. Çiftçiye ne verdiniz? Esnafa “Dükkânı kapat” dediniz, kahveciye “Dükkânı kapat” dediniz, kâğıt oynamasını bile yasakladınız. Ne verdiniz Allah aşkına? Kahveciye ne verdiniz? Esnafa ne verdiniz? Borç verdiniz, borç; borç verdiniz, borç! Sonra da gırtlağına bineceksiniz “Borcunu ver” diye.

BU SOYGUN DÜZENİNE SON VERECEĞİZ: Bu kürsüden bütün vatandaşlarıma sesleniyorum: Allah’ın izniyle iktidar olacağız. Allah’ın izniyle, göreceksiniz, bu soygun düzenine son vereceğiz. Beşli çetenin bizim torunlarımızı dahi sömürecek olan bütün bu yatırımlarını kamulaştıracağız ve alacağız.

ONLARIN BAZI ADAMLARI 5 MAAŞ ALIYOR: Çiftçi bu durumda, esnaf bu durumda, çöplerden kâğıt toplayan vatandaş bu durumda, perişan vaziyette, pazar artıklarından geçinenler var ama -sizden bazıları, özür dilerim, sizden derken sizi kastetmiyorum bu tarafı kastediyorum- onların bazıları ve onların bazı adamları bir maaş yetmiyor, iki maaş yetmiyor, üç maaş yetmiyor, dört maaş yetmiyor, beş maaş alıyor. Ya, bu kadar işsizlik varken bir kişinin dört maaş, beş maaş üstelik büyük paralar almasını sizin vicdanınız kabul ediyor mu ya? Ahlak kabul eder mi bunu ya? Vicdan kabul eder mi bunu ya?

SATIŞ YOK DOĞRU, PEŞKEŞ ÇEKİLDİ: Tank Palet Fabrikası bu ülkenin namusudur. Bana söyler misiniz, dünyanın hangi ülkesi kendi tank palet fabrikasını bir orduya teslim etmiştir? Katar, hadi, tank yapsa diyeceğim ki; Katar tank yapıyor dolayısıyla biz buradan yararlanacağız. Ethem Sancak’ın hangi tank yapma işi var ya, Allah aşkına, bana söyler misiniz, bana söyler misiniz? Erdoğan şunu söylüyor -haklıya haklı- “Fabrikanın Katarlı yatırımcılara satışı gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil.” Doğru, bu doğru çünkü bedava verildi. Satışı olsa para alacaklar karşıdan. 1 lira bile, 1 dolar bile, 1 sent bile, 1 kuruş bile alınmadı; bedava verildi. O nedenle biz “Tank Palet Fabrikası peşkeş çekildi” diyoruz.

BARİ OYUNCAK BİR TANK ALSALAR: 9 Kasım 2018 Savunma Sanayii Başkanlığı bir “tweet” atıyor: “Efendim, 250 Altay ana muharebe tankının seri üretimiyle birlikte ömür boyu lojistik devri desteğiyle…” TSTM kurulumu ve işletilmesini kapsıyor yaptıkları anlaşma. “İlk Altay tankı on sekiz ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek. Hayırlı olsun.” Nerede tank? On sekiz ay sonra teslim edilecek. Bari bir oyuncak tank alsalar. Nerede bu tank? Bedava verdin, on sekiz ay sonra tankın olacaktı; bedava verdin, fabrika gitti, bir de tank yok; yirmi beş yıllığına bedava verdin.

O İŞ ADAMI O PROTOKOL MASASINDA NEDEN OTURUYOR: Hiç kimsenin bu ülkede can ve mal güvenliği yok. Adalete olan güven sarsılmış vaziyette. Katarlılara Borsa İstanbulu satarken masada kim vardı? Orada bir iş adamı vardı. O adam, o iş adamı 17-25’ten sonra Pensilvanya’ya gitti; 17-25’ten sonra Zaman gazetesinin yüzde 10’unu satın aldı; o iş adamı Bank Asya’ya para yatırdı. Bank Asya’nın önünden geçen adamları hapse attınız da bu adam nasıl oluyor da o protokol masasında oturuyor. Askerî öğrencileri yakalayıp hapse attınız, nasıl oluyor da bu adamı başınızın üstünde taşıyorsunuz? MİT’in raporlarını görmediniz mi, MASAK’ın raporlarını görmediniz mi? Bakınız, neden orada, onu da söyleyeyim. Bu FETÖ iddianamesi, çatı iddianamesi, orada da geçiyor ama kimse buna dokunamıyor, kimse dokunamaz. Neden? Avukatları Sayın Erdoğan’ın avukatları. Bakın, Antalya Bilim Üniversitesi; hepsini kapattılar, bu üniversiteyi kapatmadılar. Başkanı kim? Fettah Tamince. Başkanvekili kim? Ahmet Özel, Cumhurbaşkanının avukatı. Üye Ahmet Kürşat Köhle, Cumhurbaşkanının avukatı; Mustafa Doğan İnal, Tevfik Günal, Cumhurbaşkanının avukatları bunlar, devlet protokolünde yer alıyor bunlar. Niye dokunamıyorlar buna? Kimse dokunamaz, kimse dokunamaz.

BELEDİYELERİMİZE HAZİNEDEN DAHA DÜŞÜK FAİZ VERİLİYOR: Türkiye Cumhuriyeti devletinin aldığı 2,5 milyar dolarlık faizin daha düşüğünü bizim belediyelerimiz alıyor, daha düşüğünü. Hazine garantisi değil arkadaşlar, öbüründe devlet garanti, devlet alıyor arkadaşlar. Eğer faizi Türkiye Cumhuriyeti devletinin hazinesinden daha düşük faize alıyorsa bize duyulan güvenin boyutunu düşüneceksin arkadaş. Uluslararası piyasalardan yatırım için para buluyorsa bize olan güveni düşüneceksin.

İLK SEÇİMLERDE DEMOKRASİYİ GETİRECEĞİZ: Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın değerli arkadaşlarım. Türkiye büyük ülkedir, Türkiye bütün sorunlarını aşabilecek kadrolara da sahiptir, yetkinliğe de sahiptir. (CHP sıralarından alkışlar) Hepimiz hep beraber alın terinden yana olacağız, emekten yana olacağız, işçiden yana olacağız, çiftçiden yana olacağız. O pazar artıklarından beslenen ailelerin, çöp konteynerlerinden beslenen ailelerin ayıbını kaldırmak Allah’ın izniyle bize nasip olacak. İlk seçimlerde demokrasiyi getireceğiz, ilk seçimlerde adaleti getireceğiz, ilk seçimlerde liyakati getireceğiz, ilk seçimlerde alın terinin ne kadar değerli olduğunu bütün dünyaya anlatacağız, ilk seçimlerde Türkiye Cumhuriyeti devletini Londra’daki tefecilerden kurtaracağız; herkesin bunu bilmesi lazım.

BEN TEK ADAM REJİMİ İSTEMİYORUM: Değerli arkadaşlarım, hangi noktaya geldiniz? Benim aday olup olamayacağımı size kim söyledi? Kim söyledi? Ben ne istiyorum? Ben tek adam rejimi istemiyorum. Ben ülkesinde esnafın ensesinde boza pişiren bir yönetim istemiyorum. Ben parlamenter sistem istiyorum, demokratik, halkçı, parlamenter sistem istiyorum. Ben her kuruşun hesabını veren bir siyaset anlayışı istiyorum. Ben tehdit edildiğim zaman mal varlığımla “Aramazsanız, incelemezseniz, şerefsizsiniz” diyen bir siyaset istiyorum. Ben siyaseti zenginleşme aracı olarak gören bir kültürden gelmiyorum, ben siyaseti halka ve hakka hizmet eden bir anlayıştan geliyorum. Ben hiçbir zaman, hiçbir yerde haram lokmaya el uzatmadım, kimsenin hakkını, hukukunu çiğnemedim. Her zaman, her yerde adaletten yana oldum, adaleti her yerde savundum. Benim varlığımla beni tehdit edenlerin arkasında selam durmadım.

RÜŞVET ALAN KİŞİYİ BÜYÜKELÇİ ATAMAK YAKIŞIR MI: Türkiye Cumhuriyeti devleti Millî Kurtuluş Savaşı’nı veren bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti devletine, rüşvet alan kişinin büyükelçi olarak atanması yakışır mı ya? 2 kişi ya! Ya, rüşvet aldığı belli, rüşvet aldı çikolata kutularında. Öbürünün de rüşvet belgesini mahkemedeki dosyadan çıkarıp açıkladım. Büyükelçi atadınız ya! Arabasında Türk bayrağı taşıyacak bu adam. Benim ağırıma gidiyor, sizin ağırınıza gitmiyor mu, sizin ağırınıza gitmiyor mu ya? Onu da söyleyeyim: Sizin içinizde son derece değerli insanlar var; bakın, eleştiriyorum ama son derece değerli insanlar var, Türkiye’yi en iyi temsil edecek insanlar var. Ya, bu insanlar varken neden rüşvetçiler büyükelçi olarak atanıyor, neden? Benim aklım bunu almıyor ama sizin bir gerekçeniz varsa çıkıp bu kürsüden söylersiniz “Şunun için, biz, rüşvetçileri büyükelçi olarak atıyoruz.” biz de öğrenmiş oluruz.

‘DEVLETİ SOYAN PROJELERDİR’

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 11 Kasım’da partisinin Ekonomi Masası Toplantısı’nda, kamu ile özel sektörün iş birliğinde yapılan projelere ilişkin “devleti soyan projelerdir” yanıtını vermiş ve ‘kamulaştırma’ sözlerine ilişkin açıklama yapmıştı.

Soru: Kamu Özel İşbirliği projeleri kamulaştırılacak mı? Türkiye’nin elektriğini dağıtan 17 şirket lobi haline gelmiş durumda, bu konuda daha kapsamlı bir değerlendirme olacak mı?

Kemal Kılıçdaroğlu: Kamu özel iş birliği projeleri devleti soyan projelerdir. Özel sektörün yatırım yapmasından yana hiçbir endişemiz yok. Özel sektörün dinamizminden hiçbir endişemiz yok ama maliyetini bilmediğimiz, kendilerine dolar endeksi garantilerin verildiği ve bütçe açısından bugün olmasa bile önümüzdeki en azından 2-3 yıl sonra büyük bir kara delik oluşturacağı bir yapıyı doğru kabul etmeyiz. Buna karşıya çıkan özel sektör var mıdır? Ülkesini düşünen, yatırım yapan, gelir elde eden, istihdam yaratan hiçbir özel sektör mensubunun buna karşı çıkacağına inanmıyorum. Çünkü ondan alacağım vergiyi 5 kişiye vereceğim. Yani yüz binlerce kişiden alacağım vergi 5 kişiye vereceğim. Bu adalet midir? Hayır. Kamulaştıracağız derken de şunu yapıyoruz, yani gidip de malına el koymayacağız. Bakacağız kaça mal ettiniz kardeşim sen bunu, yüze mal ettin. Makul bir kâr koyacağız… Ne kadar kâr, yüzde yirmi beş. Yüzde yirmi beşinde kârını vereceğiz, diyeceğiz ki ‘Al kardeşim maliyetini, kârını da al ben bunu kamulaştırıyorum.’ Yoldan geçerken eğer devlet bir para alacaksa o para doğrudan doğruya devletin geliri olacak, bir kişinin geliri olmayacak. Yaygın bir kamulaştırma öyle bir düşüncemiz yok tam tersine, özel sektörün yatırım yapması için planlı, planlı, programlı, öngörülebilir, sağlıklı tutarlı ihracata dönük yatırım yapması için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Elektrik altyapısı projeleri ile ilgili olarak şu anda herhangi bir özelleştirme düşüncemiz yok ama dediğim gibi ekonomiye zarar veren, kaynakların haksız yere belli bir kişiye, çok sınırlı bir kişi aktarılmasını öngören düzenlemeleri kabul etmiyoruz. / DUVAR

 

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ